BOSNA SOYKIRIMI KRONOLOJİSİ (1986-1995)
1986
“Sırbistan
Sanatlar ve Bilimler Akademisi”, Sırp milliyetçi bakış açısıyla
Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti’nin (YSFC) eleştirisini
yapan bir memorandum yayımladı. Memorandumda Sırbistan’ın diğer
Yugoslav cumhuriyetleri tarafından istismar edildiği ve
Sırpların “tehdit altında olduğu” belirtilmiştir. Memorandumda
kullanılan dil, Sırpları ayaklanmaya davet etmiştir.
Radovan Karaciç’in liderliğindeki “Sırp Demokratik Parti” (SDS), Bosna’da “Sırp Otonom Bölgeleri”ni ilan etti. Bu olayla birlikte Bosna-Hersek kurumları, ülkenin bazı bölümlerindeki kontrolü kısmen yitirmeye başlamıştır.
25 Haziran 1991
Hırvatistan
ve Slovenya parlamentoları,
bölgede savaşa yol açacak olan
bağımsızlıkları resmen ilan ettiler. Bunun ardından, bir
zamanlar devletin ortak ordusu olan “Yugoslavya Halk Ordusu” (JNA)
kısa sürede Sırp ordusuna dönüşerek önce 27 Haziran’da
Slovenya’ya, sonra da Hırvatistan’a saldırdı. 3 Temmuz’da
Hırvatistan’ın Krayina bölgesinde Sırp-Hırvat çatışmaları
yoğunlaşmıştır. 8 Ekim’de Sırplar Hırvatistan’ın tarihi
Dubrovnik şehrini de top ateşine tutmaya başlamışlardır.
Hırvatistan’ın Vukovar kenti en şiddetli çatışmalara sahne
olmuştur. Ağustos 1991’de Sırplar Vukovar’ı kuşatmaya başlamış,
Kasım 1991’de ise ele geçirmişlerdir.
Yugoslavya Halk Ordusu Slovenya’dan ayrılmaya başladı.
AT’nin Yugoslavya
Konferansı, dönemin İngiltere Dışişleri Bakanı Lord
Carrington’un başkanlığında Hollanda’nın Lahey kentinde başladı.
Lord Karington’un planı, YSFC’nin altı cumhuriyetinin önce
bağımsız devletler olarak tanınması, ardından da tercihe göre
“Yugoslavya” adı altında aralarında tekrar bir çeşit
bütünleşmeye girmeleriydi. Planda ayrıca Hırvatistan’ın Krayina
bölgesindeki Sırplara geniş bir özerklik vaat edilmişti.
Miloşeviç’e çok fazla tavizin verildiği gerekçesiyle, Slovenler
ve Hırvatlar bu plana karşı çıktı.
Makedonya parlamentosu, Makedonya Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını
ilan etti. Makedonya YSFC’den savaşmadan ayrılan tek federe
cumhuriyet olmuştur.
BM
Güvenlik Konseyi, tüm YSFC coğrafyasına silah ambargosu koyan
713 Sayılı Kararı aldı. Böylece BM, Yugoslavya krizinin
çözümünde daha aktif rol almaya başlamıştır. 8 Ekim 1991’de
dönemin BM Genel Sekreteri Javier Perez de Cuellar, Cyrus
Vance’i YSFC Özel Temsilcisi olarak atamıştır.
Bosna’daki bağımsızlık tartışmaları üzerine konuşma yapan
Radovan Karaciç, Bosna-Hersek parlamentosunda “Bosna’yı
cehenneme, Boşnakları yok oluşa sürüklüyorsunuz” şeklinde
konuştu. Bu oturumundan sonra, Bosnalı Sırp milletvekilleri
ülke parlamentosunu boykot etmeye başlamışlardır.
Avrupa
Topluluğu’nun oluşturduğu “Badinter Komisyonu” hazırladığı bir
raporda, Yugoslavya’nın dağılma sürecinde olduğunu belirterek;
insan hakları, demokrasi ve azınlıkların korunması alanında
belirli kriterlerin sağlanması koşuluyla, bağımsızlık ilan eden
cumhuriyetlerin tanınacağını duyurdu.
Ayaklanan
Hırvatistanlı Sırplar, Krayina bölgesinde bağımsızlık ilan
ettiler.
Bosnalı Sırplar
yeni bir anayasa kabul ederek Sırp Cumhuriyeti’nin temellerini
attılar.
BM Güvenlik
Konseyi 743 Numaralı Kararıyla, barışı koruma misyonu
UNPROFOR’un (United Nations Protection Force) oluşturulmasına ve
eski YSFC’deki çatışma bölgelerinde görevlendirilmesine yeşil
ışık yaktı.
Gerçekleşen
referandumun sonuçlarından yola çıkılarak, Bosna-Hersek’in
bağımsızlığı ilan edildi. Söz konusu referandum Bosnalı Sırplar
tarafından boykot edilmişti.
AT Dönem Başkanı
olan Portekiz Dışişleri Bakanı José Cutileiro Lisbon’da bir
konferans örgütleyip, Bosna-Hersek’in üç etnik bölgeden oluşan
üniter bir devlete dönüştürülmesini önerdi. “Cutileiro Planı”
olarak bilinen bu plan, etnik bölgelere karşı çıkan Boşnaklar
tarafından reddedildi. Diğer taraftan planın Bosna-Hersek toprak
bütünlüğünün korunmasına vurgu yapıyor olması, Sırpları rahatsız
etmişti.
Avrupa Topluluğu
Bakanlar Konseyi Bosna-Hersek’in bağımsızlığını tanıdı. Aynı gün
Bosna Savaşı başladı.
Sırbistan ve
Karadağ Yugoslavya Federal Cumhuriyeti’ni (YFC) oluşturdu.
Mate Boban’ın
liderliğindeki Bosnalı Hırvatlar, Hırvatistan Cumhuriyeti’nin de
desteği ile, Bosna-Hersek’in güneyinde “Hersek-Bosna
Cumhuriyeti”ni ilan ettiler.
26-28 Ağustos 1992
“Eski Yugoslavya
Üzerine Uluslararası Konferans” Londra’da düzenlendi. Bosna
Savaşı’nın sona erdirilmesinde Batı odaklı herhangi bir askeri
müdahale yer verilmeyeceği, savaşın diplomatik araçlarla
çözülmesi gerekti üzerinde durulmuştur. Bu karar, Slobodan
Miloşeviç ve Radovan Karaciç açısından tam bir zaferdi.
Hırvatistan ordusu
Krayina bölgesindeki Sırplara karşı harekete geçti. Aynı zamanda
Bosna-Hersek’te Boşnak-Hırvat çatışmakları şiddetlendi. Daha
önce Sırplara karşı ortak mücadele eden Boşnak ve Bosnalı
Hırvatlar, kendi aralarında Ocak 2003’te savaşmaya başladı.
Sırp Cumhuriyeti
Meclisi “Vance-Owen Planı”nı reddetti. İlkbahar 1993 boyunca BM
arabulucusu Vance ve AB arabulucusu Owen’in hazırladığı barış
planı gündemdeydi. Vance-Owen Planı, Bosna-Hersek’in bir
federasyon çatısı altında on özerk kantona bölünmesini
öngörüyordu. Planla en büyük haksızlık Boşnaklara yapılmıştı.
Bosna’daki nüfus oranları yüzde 43,7 olmasına rağmen, Bosna
topraklarının sadece yüzde 26,36’sının Boşnakların kontrolüne
bırakılması planlanıyordu. Buna rağmen, gözü daha fazla toprakta
olan Bosnalı Sırplar açısından Plan uygun görülmedi.
BM Güvenlik
Konseyi, Srebrenitsa’nın yanı sıra Saraybosna, Tuzla, Jepa,
Gorajde ve Bihaç’ı “güvenli bölge” ilan eden 824 Sayılı Kararı
aldı.
Owen ve
Stoltenberg, hazırladıkları üç cumhuriyetli konfederasyonun
anayasal ilkelerini ve Bosna-Hersek topraklarını Sırplara yüzde
52, Müslümanlara yüzde 30 ve Hırvatlara yüzde 17 oranında bölen
haritaları içeren barış anlaşması taslağını taraflara sundular.
Bosnalı Sırplar plana olumlu cevap vermiş, Bosnalı Hırvatlar ise
Hersek-Bosna Cumhuriyeti’nin tanınması durumunda planı kabul
edeceklerini duyurmuşlardı. Boşnaklar ise, Bosnalı Sırp ve
Hırvat milislerin zorla ele geçirdikleri topraklardan
çekilmeleri halinde planı kabul edebileceklerini açıklamışlardı.
Washington’da
düzenlenen bir törenle, Bosna-Hersek topraklarında bir
Boşnak-Hırvat federasyonunun (Bosna ve Hersek Federasyonu’nun-FBiH)
kurulmasına ilişkin bir anlaşma imzalandı.
28 Ocak 1995
Saraybosna’nın
Sırpların kuşatması altında kaldığı 1000. gün.
11 Temmuz 1995
Srebrenitsa
“güvenli bölge” olarak ilan edilmiş olmasına rağmen, UNPROFOR’un
bünyesinde Srebrenitsa bölgesinde görev yapan Hollandalı
askerlerin geri çekilmesiyle, kent Ratko Mladiç’in silahlı
kuvvetlerinin eline geçti. Bunun sonucunda yaklaşık iki hafta
içinde 8 bin üzerinde sivil Boşnak öldürülmüş ve İkinci Dünya
Savaşı’ndan bu yana Avrupa’da görülmeyen bir soykırım
işlenmiştir. Srebrenitsa trajedisi karşısında seyirci kalan NATO
ve BM, “güvenli bölgenin” korunması, daha doğrusu Srebrenitsa
katliamının önlenmesi için hiçbir şey yapmamıştı. Nisan 2004’te,
Hollanda’nın Lahey kentinde bulunan BM’nin eski Yugoslavya ile
ilgili Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi, Srebrenitsa
katliamının soykırım olduğunu teyit etmiştir.
Sırp mevzilerini
hedef alan ve birkaç gün sürecek olan esaslı NATO müdahalesi
başlatıldı. Radar ve haberleşme sistemleri, silah depoları, bazı
askeri üsler gibi askeri unsurlar, temel müdahale hedefleri
oldu.
21 Kasım 1995
Dayton Barış Antlaşması eski Bosna-Hersek, YFC ve Hırvatistan cumhurbaşkanları, sırasıyla Aliya İzetbegoviç, Slobodan Miloşeviç ve Franyo Tucman tarafından imzalandı. Antlaşmanın bir eki olan ülke anayasası gereğince, Bosna-Hersek iki birimden oluşan bir devlet haline gelmiştir. Bunlardan biri on kantona bölünmüş ve Boşnaklar ile Hırvatların kontrolünde olan “Bosna ve Hersek Federasyonu”, diğeri ise Sırpların kontrolündeki “Sırp Cumhuriyeti”dir.
Hazırlayan: Erhan Türbedar, ASAM, Balkan Araştırmaları